Skip to content

II. ABDÜLHAMİT KİMDİR – II. ABDÜLHAMİT’İN  HAYATI

II. ABDÜLHAMİT’İN HAYATI

Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküş sürecinde mutlak hakimiyet sağlayan, 34. Osmanlı Padişahıdır II. Abdülhamit. II. Abdülhamit’in padişahlığı döneminde, Osmanlı imparatorluğu dağılma dönemini yaşamaktaydı. Balkan topraklarında çıkan isyanlar ve Rus İmparatorluğuyla yapılan 93 Harbi’nin başarısızlığı bu sürecin hızlanmasına sebep oldu.

Sultan Abdülmecid’in oğlu olan II.Abdülhamit 1842 yılında, başkent İstanbul’da bulunan Topkapı Sarayı’nda dünyaya geldi. Abdülhamit 10 yaşındayken annesi vefat etti. Annesinin vefatından sonra Abdülhamit’in bakımı, Sultan Abdülmecid tarafından Piruştu Kadın Efendi’yedevredildi. Ve Piruştu Kadın Efendi, Abdülhamit’e kendi çocuğu gibi ilgilendi.

II. Abdülhamit eğitim dönemi süresince, Türkçe ve Edebiyat, Farsça, Osmanlı Tarihi, Fransızca ve Musiki dersleri almıştır. Gençlik dönemlerinde büyük ağabey’si Şehzade V.Murat veliaht olarak görüldüğü için, II.Abdülhamit çevresi tarafından çok fazla önemsenmemiştir. Arka plandaki yaşamı sebebiyle aşırılıktan uzak, sade bi hayat tarzını benimsemiştir.

II.Abdülhamit’in Opera’ya aşırı ilgisi vardı. Birçok opera klasiğini Türkçe’ye bizzat kendisi tercüme etmiştir ve daha birçoğunu da tercüme ettirmiştir. Hatta tercüme etmekle ve dinlemekle kalmamış, II.Abdülhamit, II.Mahmud döneminde kurulan Mızıka-yı Hümayun içinde opera eserleri bestelemiştir. Musiki de olduğu gibi Marangozluk Sanatında da oldukça yetenekliydi. Yıldız Sarayı’nda, Yıldız Sarayı’nın içerisindeki Şale Köşkü’nde ve Beylerbeyi Sarayı’nda kullanılan mobilyalarında zanaatkarıdır.

II.Abdülhamit, kendinden önceki tahta çıkan padişahların yanı sıra, şehzadelik döneminde yurtdışı seyahatlerine çıkmıştır. 1867 yılında Amcası Abdülaziz’in çıktığı Avrupa Seyahatine eşlik etmiştir. Bu seyahat sırasında Paris’i, Londra’yı ve Viyana’yı görmüştür. Bu şehirler dışında, diğer Avrupa başkentlerini de ziyaret ederek, İstanbul’a döndü.

II. ABDÜLHAMİT’İN TAHTA ÇIKIŞI VE I.MEŞRUTİYET

II.Abdülhamit tahta çıkmadan önce bir takım ciddi olaylar vuku buldu. O dönemde imparatorluğun başında Amcası Abdüllaziz hüküm sürmekteydi. Abdüllaziz 1876 yılında tahttan indirilerek, bilinmeyen bir sebeple öldürüldü. Abdüllaziz’in ölümünden sonra tahta, II.Abdülhamit’in ağabeyi V.Murat geçti. V.Murat tahtta geçirdiği 3 ay içerisinde ruhi çöküntü geçirdiği idda edildi ve tahttan indirilerek Çırağan Sarayı’na hapsedildi. Ve bu şekilde II.Abdülhamit 1876 yılında padişah ilan edilerek, bir ay sonrasında kılıç kuşandı.

II. Abdülhamit Osmanlı imparatorluğu büyük bir buhrandayken, tahta çıktı. 1871’de Ali Paşa’nın ölümüyle birlikte, Bab-ı Ali ile saray arasında şiddetli sorunlar patlak verdi. O dönemlerde devlet dış borçlarını ödemekte zorlanıyorken, üstüne Rusya’nın öncülük ettiği Panislavizm etkisi tüm Balkanlar’da yayılmaktaydı. Ve tüm ülkede padışahın tasviyesi ile Cumhuriyet ilanı tartışılıyordu. II.Abdülhamit, kıdemi ve bilgisi dolayısıyle Mithat Paşa’yı Sadrazamlık görevine atadı. 1976 yılında II.Abdülhamit, Mithat Paşa’ya taahüt vererek Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk Anayasası olan KANUN-İ ESASİ’Yİ ilan etti. 1877 yılında Meclis açıldı ve böylece I.Meşrutiyet dönemi başladı.

II.Abdülhait döneminde Osmanlı imparatorluğu içerisinde ve dışarısında bir çok önemli vaka vuku buldu. Bu vakalardan önemli olanlarını şöyle sıralayabiliriz;

– BALKANLARDA HUZURSUZLUK;

Balkan topraklarında yaşayan farklı ırklar kendi yönetimi altında bir toprak parçası isteyerek Balkanların önemli yerlerinde isyanlar baştattılar. Bu isyanlar sırasında Osmanlı İmparatorluğunun belli başlı ırkları katlettiği ve isyanları bastırmak için topraklarından sürdüğü iddiaları ortaya çıkarıldı. Bu iddialar Balkan topraklarındaki halkların Osmanlı devletine karşı güvenlerini sarstı.

– 93 HARBİ; II.Abdülhamit’in karşı durmasına rağmen Sadrazamların ve Paşaları’nın yönlendirmesiyle girilen Osmanlı – Rus savaşı, Osmanlı için büyük bir mağlubiyetle sonuçlandı. Rus Orduları Balkan ve Kafkas cephesinde Osmanlı ordularını mağlup ederek, Doğu bölgesinde Erzurum’u, Batı bölgesinde Bulgaristan’ın tamamı ve Trakya’nın surlarına kadar işgal ettiler.Ve bu mağlubiyet Osmanlı İmparatorluğu’nun zaten zayıflamış olan hükümranlığının, parçalanmasına yol açtı.

– DÜYUN-U UMUMİYE;

Osmanlı İmparatorluğu ard arda yaşadığı iç sorunlar ve dış topraklarında yaşadığı kayıp, mağlubiyetler sonrasında hazinesinde büyük sıkıntılar yaşamaya başladı. Ve sıkıntılarla beraber Dış borçlar ödenemeyecek hale geldi. Dış borçların ödenmesi için 1881 yılında Düyun-u Umumiye kuruldu. 1881 yılından 1908 yılına kadar oniki adet borç sözleşmesi imzalandığı için, dış borçlanma süreci kolayca bitirilemedi.

– THEODOR HERLZ VE II.ABDÜLHAMİT GÖRÜŞMESİ; Theodor Herlz , Yahudilerin Filistin’e yerleşmesini amaçlayan ve Siyonizme öncülük eden kişidir. 1901 yılında II. Abdülhamit , Theodor Herlz ile görüşme yaptı. Theodor Herlz bu görüşme sonrasında “Yahudilerin II.Abdülhamitten daha iyi bir dostu ve seveni olmadığını dile getirdi.” Bu röportaj Daily Mail gazetesinde yayınlandı. II.Abdülhamit belirli bir yerde toplanmamak şartıyla Yahudilerin Osmanlı toprakları içinde yaşamasına izin verdi. Fakat; Yahudilerin Filistin’e yerleşmesi konusunda herhangi bir adım atmadı.

İTTİHAT VE TERAKKİ CEMİYETİ VE II.MEŞRUTİYET

Osmanlı İmparatorluğunda yaşanılan sıkıntılar ve kayıplar sebebiyle Muhalefet, II.Abdülhamit idaresine karşı güçlemeye başladı. 1889 yılında Muhalefet tarafından İttihat ve Terakki Cemiyeti kuruldu. İttihat ve Terakki yanlısı bazı subaylar 1809 yılında Selanik ve Manastırda ayaklanma çıkardılar. Bu ayaklanmalanmaları bastırmakta sıkıntı yaşayan II.Abdülhamit idarisi, 1908 yılının 24 Temmuz’un da II.Meşrutiyeti ilan etmek zorunda kaldı. Yeni meclis yapılan seçimlerin sonucunda 17 Aralık’ta açıldı.

Meslisin açılışı artan huzursuzluğu dindiremedi ve Muhalefetin baskıları sonucu 1909 yılının Nisan 13’ünde İstanbul’da ayaklanma çıktı. 31 Mart Vak’ası olarakta bilinen bu olay, Selanikte kurulan Hareket Ordusu tarafından 23-24 Nisan gecesi İstanbulda bastırıldı.

İttihak ve Terakki hükümetlerinin yönetimi, II.Meşrutiye içerisinde ağır basmaktaydı. İttihat ve Terakki yönetimi içerisinde devlet yönetiminde göre alan Askerler; Enver Paşa, Talat Paşa, Cemal Paşa idi. II.Meşrutiye döneminde Osmanlı İmparatorluğu ağır ve ciddi savaşlar içerisinde yer aldı. Trablusgarb, I. Ve II. Balkan Savaşlarından büyük zarar gören devlet, içerisinde de karışıklığa gitmeye başlamıştı. I.Dünya Savaş’ı sonrasında VI.Mehmet İtilaf Devletlerinin baskısı sonucunda 1918 yılında meclisi kapattı.

II.ABDÜLHAMİT’İN TAHTTAN İNDİRİLİŞİ

13 Nisan sabahı, Taksim Kışlasındaki Avcı Tabur’una bağlı askerler subaylarına karşı ayaklandı. Bu ayaklanmaya önderlik eden bazı din adamları, ayaklanmayı kışkırtarak, Heyet-i Mebusan’ın önünde toplandılar. Toplanan kalabalık ülkenin şeriat’a göre yönetilmesini istemekteydi. Ama bu yönetim mümkün değildi. Hükümet üyeleri tek tek istifa etmeye başladı, çünkü Hüseyin Hilmi Paşa Hükümeti, isyancılarla uzlaşma yolunu seçti.

İsyan, Heyet-i Mebusan üzerinde etkili olmuştu, İsyandan sonraki gün İttihak ve Terakki üyesi mebusanları, can güvenliklerinin olmadığını düşünerek meclise gitmediler. Hatta kimi mebusanlar şehir dışı ve yurt dışına çıktılar. Bu durum Hükümet ve Meclis tamamen etkisiz kıldı. Bu etkisizlik II.Abdülhamit’in yeniden duruma hakim olmasını sağladı. İsyan’a sebep olan muhalefet önderliğide elde edemedi.

İsyan bastırıldıktan sonra II.Abdülhamit sıkı yönetim ilan etti. İsyancı önderleri divan-ı harpte yargılandı, isyancılarda tutuklanarak sürgüne gönderildiler. Muhalefet’in yarattığı isyan, önemli kayıplarla son buldu.

 Heyet-i Mebusan bir dönem sonra Meclis-i Umumi Milli adı altında toplandı. Heyet-i Mebusan ve Heyet-i Ayan 27 Nisan’da II.Abdülhamit’in tahttan indirilmesine karar verdi. II.Abdülhamit tahttan indirildikten sonra yerine V.Mehmed’in geçirilecekti.

 II.Abdülhamit büyük bir kaos sonrası tahttan indirildi. Birçok kayıp ve yıkım sonrasında II.Abdülhamit’in İstanbul’da kalması da sıkıntı yaratacağı düşünülerek, Selanik’te oturması kararlaştırıldı. Divan-ı Harp II.Abdülhamit’i yargılamak istedi, fakat; Hilmi Paşa Hükümeti bu yargılamayı kabul etmedi.

 II.Abdülhamit Alatini köşk’ünde 3 sene boyunca ev hapsinde tutuldu. 1912 yılında İstanbul’a Beylerbeyi Saray’ına getirildi. 1918 yılında İstanbulda Beylerbeyi Saray’ında vefat etti.